TEKEL İŞÇİSİ YALNIZ DEĞİLDİR.
16 Ocak 2010 – 10:21
Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde devlet tekeline alınan tütün ve tütün mamulleri, Tuz ve alkol;12 Eylül faşist darbesiyle birlikte yavaş yavaş devletin tekelinden çıkarılıp özelleştirme adı altında yok edilme yoluna sokulmuştur.
Tekelin işçi bölümü önce MEY şirketine , oradan da ABD’’li TPG Şirketine satılmış; bu satışlarda bir yandan çalışanlar işi kaybetmiş , üzüm üreticileri yoksullaşmış, 9 fabrika kapatılmış öte yandan kamunun elindeki devasa kaynaklar ,araziler, yok pahasına elden çıkarılmıştır.
Tekelin sigara bölümü ise , ABD ‘li BAT şirketine satılmış , 5 sigara fabrikası kapatılmış , tütün üretimi büyük ölçüde azalmış , yoksullaşmış , üretim düşmüş, çalışanlar işini kaybetmiş ,kamunun elindeki devasa kaynaklar , araziler fabrikalar yok pahasına elden çıkarılmıştır.
Kısacası Atatürk döneminde , üzüm ve tütünümüzü devlet eliyle değerlendirerek , hem bölgesel kalkınmanın sağlandığı , hem üreticimizin karnının doyduğu , hem istihdamın sağlandığı , hem ulusal kaynakların kendi elimizle işletildiği ve hem de ülke kalkınmasının büyük yararın sağladığı;ulus varlıklarımız ÖZELLEŞTİRME adı altında haraç- mezat devlet elinden çıkarılmış , emperyalist politikalara üzümümüz, tütünümüz, işçi ve köylümüz, iş yerlerimiz peşkeş çekilmiştir.
Bugün gelinen noktada , ÖYK 60 ADET Yaprak Tütün İşletme Müdürlüğü “yan gelip yatarak para kazanmaları” bahane edilerek kapatılmasına, buralarda çalışan yaklaşık 12 bin işçinin de 4- C statüsüne tabi tutulmasına karar verilmiştir.
Yanı 12 bin Tekel işçisinin idam fermanı verilmiştir ve açlık ,yoksulluk gelip kapılarına dayanmıştır.
İşte tam da bu noktada, Tekel işçisi, sınıf karakterini göstermeye başlamış , ulusalcı hareketle sınıf hareketinin aynı rotaya girmesinin yolunu açmıştır.
TEKEL işçisinin özlük haklarıyla ilgili direnişi , vatanın savunmasına dönüşmüş , emek cephesi canlanıp omuz omuza yürümeye başlamış , siyasi iktidarın gerçek yüzü ortaya çıkmış, özelleştirmenin aslında sömürgeleşme , işsizlik, açlık, sefalet olduğu herkesçe anlaşılmıştır.
Bu nedenle ,Tekel işçilerinin direnişi , tüm ulusça desteklenmeli, emek cephesi güçlendirilmelidir. “Direne direne kazanacağız” sloganı yaşamda yerini bulmalıdır. Ülkece zor günlerden geçtiğimiz şu günlerde, Tekel işçilerinin, itfaiye işçilerinin direnişlerinin zafere ulaşması ile yepyeni bir dönem başlayacaktır. Bu dönem; Atatürk dönemi yaratılan TAM BAĞIMSIZ ve GERÇEKTEN DEMOKRATİK TÜRKİYE dönemi olacaktır.
TEKEL İŞÇİSİ YALNIZ DEĞİLDİR
HEPİMİZ TEKEL İŞÇİSİYİZ
10 Ocak Ankara’da , 14 Ocak’ta ve 15 Ocak’ta İstanbul’da ADD Şubesi olarak tüm bunlardan dolayı TEKEL işçisinin yanındayız.





